Masqot Logo
AI ile Teyit Uzmanlara Güveni Zedeliyor mu?
Teknoloji Dünyası

AI ile Teyit Uzmanlara Güveni Zedeliyor mu?

Necmiye Tuncer
Necmiye TuncerYazar
24 Mayıs 2026
11 dk okuma süresi
AI ile teyit alışkanlığı büyüyor. Yeni araştırmalar, ChatGPT ile uzman doğrulamanın güven ilişkisini zedelediğini gösteriyor.

Bir doktora gidip eve döner dönmez ChatGPT’ye aynı soruyu yazan insanların sayısı hızla artıyor. Yeni araştırmalar ise bu davranışın yalnızca “ikinci görüş” alma refleksi olmadığını söylüyor. Özellikle Monash Business School tarafından paylaşılan çalışma, AI ile teyit alışkanlığının insan uzmanlarla kurulan güven ilişkisini ciddi biçimde sarstığını ortaya koyuyor. İşin daha çarpıcı tarafıysa şu: Uzmanlar artık hatalı olmaktan çok, yapay zekayla karşılaştırılmaktan rahatsız oluyor.

AI İLE TEYİT

AI ile Teyit Neden Küresel Bir Tartışmaya Dönüştü?

Bundan iki yıl önce bir doktora gidip “Ama ChatGPT başka bir şey söyledi” demek biraz marjinal bir davranış gibi görünüyordu. Şimdi ise özellikle teknolojiye yakın kullanıcılar için bu neredeyse standart refleks haline geldi. İnsanlar yalnızca sağlık alanında değil; hukuk, finans, yazılım, psikoloji, eğitim ve hatta akademik danışmanlık süreçlerinde bile uzman görüşlerini büyük dil modelleriyle karşılaştırıyor. Burada mesele sadece doğruluk aramak değil. İnsanlar artık uzman bilgisini “tek kaynak” olarak kabul etmiyor.

Tam da bu yüzden “AI ile teyit” kavramı sessiz sedasız yeni bir kültüre dönüştü. Özellikle ChatGPT, Claude ve Gemini gibi modellerin konuşma diliyle yanıt verebilmesi, insanlarda “Bu sistem gerçekten biliyor” hissi oluşturuyor. Teknik olarak baktığında bu modeller istatistiksel tahmin makineleri olsa bile kullanıcı deneyimi tarafında farklı bir psikolojik etki yaratıyorlar. Çünkü model sana yalnızca cevap vermiyor; özgüvenli konuşuyor, alternatif sunuyor, detaylandırıyor ve seni dinliyormuş hissi yaratıyor.

Burada çok kritik bir kırılma yaşandı. Eskiden uzmanlık erişilmesi zor bir şeydi. Şimdi cebindeki telefonda, birkaç saniye içinde onlarca kaynağı sentezleyen bir sistem var. İnsanlar doğal olarak şunu düşünmeye başladı: “Madem elimde böyle bir araç var, neden yalnızca tek bir uzmana güveneyim?”

Asıl problem de burada başlıyor. Çünkü uzmanlık yalnızca bilgi üretmekle ilgili değil; aynı zamanda güven ilişkisi kurmakla ilgili. Bir doktorun verdiği teşhis, bir avukatın sunduğu yorum ya da bir akademisyenin değerlendirmesi yalnızca teknik veri değil. Aynı zamanda yılların deneyimi, etik sorumluluk ve profesyonel otoriteyi de temsil ediyor. AI ile teyit davranışıysa bu otoriteyi doğrudan sorguluyor.

TechRadar’ın gündeme taşıdığı araştırma tam olarak bu kırılmayı inceliyor. Haberde yer verilen ifadelerden biri özellikle dikkat çekici: Bazı uzmanlar, danışanların ChatGPT doğrulaması yapmasını “yüzüne atılmış bir tokat” gibi hissettiklerini söylüyor. Çünkü burada yalnızca “kontrol etme” davranışı yok; aynı zamanda uzmanlığın yeterliliğini sorgulayan bir mesaj da var.

Monash Business School Araştırması

Monash Business School Araştırması Ne Söylüyor?

Araştırmanın merkezinde oldukça basit ama etkisi büyük bir soru var: İnsanlar uzman tavsiyelerini yapay zekayla doğruladığında uzmanlar bunu nasıl hissediyor?

Monash Business School araştırmacıları özellikle sağlık, hukuk ve danışmanlık gibi güven temelli alanlarda çalışan profesyoneller üzerinde yoğunlaştı. Çalışmanın ortaya koyduğu tablo şaşırtıcı değil ama oldukça sert. İnsan uzmanlar, AI ile teyit davranışını çoğunlukla “güvensizlik göstergesi” olarak algılıyor.

Araştırmada dikkat çeken en önemli noktalardan biri şu: Uzmanlar hatalı olabileceklerini kabul ediyorlar. Ancak rahatsız oldukları şey hata ihtimali değil; insanların uzmanlık ilişkisini artık algoritmik onay mekanizmasına dönüştürmesi.

Bir doktor düşün. Yıllarca eğitim almış, klinik deneyim edinmiş, yüzlerce vaka görmüş. Hastası ise görüşmeden birkaç dakika sonra ChatGPT’ye semptomları yazıp “Doktorum bunu söyledi, doğru mu?” diye soruyor. Teknik olarak hasta bunu bilinçli tüketici refleksiyle yapıyor olabilir. Fakat uzman tarafında bu durum farklı okunuyor. Çünkü uzman için burada verilen mesaj şu: “Sana tam güvenmiyorum.”

Araştırma tam da bu psikolojik kırılmayı inceliyor. Özellikle genç kullanıcıların AI sistemlerini “nötr” ve “önyargısız” görmesi dikkat çekiyor. İnsan uzmanlar ise duygusal, ticari veya kişisel motivasyonlarla hareket edebilecek aktörler gibi algılanıyor. Bu durum, dijital güven kavramını tamamen tersine çevirmeye başladı.

Eskiden insanlar teknolojiye şüpheyle yaklaşırdı. Şimdi ise bazı kullanıcılar insan uzmanlardan çok yapay zekaya güveniyor.

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri de şu: AI ile teyit davranışı uzman-hasta ilişkisini yalnızca psikolojik olarak değil, iletişim açısından da bozuyor. Uzmanlar artık kendilerini sürekli savunma ihtiyacı hissediyor. Bu da özellikle sağlık sektöründe daha agresif, daha mesafeli iletişim modellerine yol açabiliyor.

Burada çok kritik bir etik soru ortaya çıkıyor: Yapay zeka gerçekten insan uzmanlığını destekleyen yardımcı araç mı, yoksa uzmanlık otoritesini aşındıran yeni bir denetim sistemi mi?

“ChatGPT’ye Sormak Tokat Gibi Hissettiriyor”

TechRadar’ın haberinde yer verilen ifadelerden biri internetin birçok yerinde viral oldu. Araştırmaya katılan bazı uzmanlar, danışanların ChatGPT ile doğrulama yapmasını “slap in the face” yani “yüze atılmış tokat” gibi hissettiklerini söylüyor.

Bu ifade ilk bakışta abartılı gelebilir. Fakat uzmanlık psikolojisi açısından bakınca durum oldukça anlaşılır. Çünkü uzmanlık yalnızca teknik doğruluk üzerine kurulu değil. Aynı zamanda otorite, güven ve profesyonel saygınlık üzerine kurulu.

Özellikle doktor-hasta ilişkisinde bu çok belirgin. Bir doktorun önerisini doğrudan AI sistemiyle karşılaştırmak, uzman tarafında şu hissi oluşturabiliyor: “Benim yıllarca verdiğim emeğin değeri birkaç saniyelik chatbot cevabıyla aynı seviyeye indirildi.”

Dijital Güven ve Uzmanlık

Aslında burada teknoloji dünyasının uzun süredir yaşadığı başka bir dönüşüm de var. Artık insanlar “uzmana danışmak” yerine “farklı kaynaklardan doğrulama yapmak” istiyor. Reddit, YouTube, forumlar, TikTok videoları derken şimdi bu zincire ChatGPT de eklendi.

Fakat ChatGPT’nin farkı şu: Sistem sana son derece ikna edici biçimde konuşuyor. İşte bu yüzden insanlar modelin yanlış üretme ihtimalini çoğu zaman unutuyor.

AI sistemlerinin en tehlikeli taraflarından biri de burada başlıyor. Halüsinasyon problemi yaşayan bir model bile son derece özgüvenli görünebiliyor. İnsan zihni ise özgüvenli anlatımı çoğu zaman “uzmanlık” olarak yorumluyor.

Özellikle genç kullanıcıların önemli bölümü artık Google araması yapmak yerine doğrudan AI sohbet ekranına gidiyor. Bu da uzmanlık otoritesinin klasik internet çağından çok daha farklı biçimde dönüşmesine neden oluyor.

Dijital Güven ve Uzmanlık Algısı Nasıl Değişiyor?

Burada yaşanan değişim aslında yalnızca teknoloji haberi değil. Bu, modern toplumun güven mimarisinin değişmesi anlamına geliyor.

Uzun yıllar boyunca bilgiye erişim modeli oldukça netti. İnsanlar uzmanlara giderdi. Doktor sağlık bilgisinin merkeziydi. Avukat hukuki bilginin temsilcisiydi. Akademisyen bilgi üretim otoritesiydi. İnternet bu sistemi kısmen değiştirdi ama tamamen kırmadı.

Büyük dil modelleriyse ilk kez farklı bir şey yaptı. Bilgiyi yalnızca erişilebilir hale getirmedi; konuşulabilir hale getirdi.

Bu çok kritik bir fark. Çünkü insanlar artık bilgi okumuyor; bilgiyle sohbet ediyor.

İşte tam bu noktada dijital güven kavramı yeniden şekillenmeye başladı. Kullanıcılar artık uzmanlığı yalnızca diploma veya deneyim üzerinden değerlendirmiyor. Hız, açıklayıcılık, erişilebilirlik ve kişiselleştirme de güven kriteri haline geliyor.

Birçok kullanıcı için AI sistemleri insan uzmanlardan daha sabırlı görünüyor. Yargılamıyorlar, azarlamıyorlar, bekletmiyorlar ve karmaşık dili sadeleştiriyorlar. Özellikle sağlık alanında bu durum çok net hissediliyor. İnsanlar bazen doktordan alamadığı açıklamayı ChatGPT’den alabildiğini düşünüyor.

Fakat burada büyük bir illüzyon da oluşuyor. Çünkü modelin sakin ve detaylı konuşması, verdiği cevabın doğru olduğu anlamına gelmiyor.

MIT Technology Review ve Stanford HAI raporlarında da benzer uyarılar var. Özellikle kullanıcıların “ikna edici dil” ile “doğruluk” kavramlarını karıştırdığı belirtiliyor. Bu durum gelecekte çok daha büyük güven problemleri yaratabilir.

Çünkü insanlık tarihinde ilk kez milyonlarca insan, otorite hissini biyolojik bir uzmandan değil; probabilistik çalışan bir algoritmadan alıyor.

Doktorlar, Avukatlar ve Akademisyenler Neden Rahatsız?

AI ile teyit kültürünün en sert hissedildiği alanların başında sağlık geliyor. Çünkü sağlık sistemi zaten yıllardır güven krizi yaşayan bir alan. Hastalar kısa muayene sürelerinden, iletişim eksikliğinden ve yoğunluktan şikayet ediyor. AI sistemleri ise bu boşluğu psikolojik olarak dolduruyor.

Uzmanlık ve dijital güven

Özellikle Amerika ve Avrupa’daki bazı doktor forumlarında dikkat çekici yorumlar var. Bazı hekimler artık hastaların doğrudan ChatGPT çıktılarıyla muayeneye geldiğini söylüyor. Hatta bazı kullanıcılar modelin önerisini doktor görüşünden daha güvenilir bulduğunu açıkça ifade ediyor.

Benzer durum hukuk alanında da yaşanıyor. İnsanlar avukat ücretleri yerine önce ChatGPT’ye danışıyor. Akademideyse öğrenciler danışman hocalar yerine AI sistemlerinden araştırma önerisi alıyor.

Uzmanların rahatsız olmasının temel nedeni yalnızca “yerine geçilme korkusu” değil. Aynı zamanda uzmanlığın değersizleşmesi hissi.

Çünkü yapay zeka sistemleri bilgi üretmiyor gibi görünse de kullanıcı deneyimi tarafında “her şeyi bilen asistan” algısı yaratıyor. Bu da insan uzmanlığını psikolojik olarak ikinci plana itiyor.

İşin ironik tarafıysa şu: Birçok uzman da aktif biçimde AI kullanıyor. Doktorlar rapor özetletiyor, yazılımcılar kod yazdırıyor, akademisyenler literatür taraması yaptırıyor. Yani mesele AI kullanımı değil. Mesele, uzmanlık otoritesinin kimin elinde olduğu.

Yapay Zeka Etiği Tartışmaları Yeni Bir Evreye Girdi

Uzun süre yapay zeka etiği tartışmaları daha çok veri gizliliği, telif hakkı ve model önyargıları etrafında dönüyordu. Şimdi ise çok daha sosyal bir tartışma başladı: AI insan ilişkilerini bozuyor mu?

Bu soru özellikle önemli çünkü büyük dil modelleri artık yalnızca araç değil; ilişki kurma mekanizmasına dönüştü.

İnsanlar yalnız hissettiklerinde ChatGPT’ye yazıyor. Karar veremediğinde AI’ye danışıyor. Kariyer tavsiyesi alıyor. Psikolojik destek istiyor. Hatta bazı kullanıcılar duygusal bağ geliştirdiğini bile söylüyor.

Uzmanlık ilişkileri de bundan etkileniyor. Çünkü insan zihni sürekli karşılaştırma yapıyor. Eğer AI sistemi daha hızlı, daha açıklayıcı ve daha ulaşılabilir görünüyorsa kullanıcı doğal olarak onu referans noktası haline getiriyor.

Yapay zeka ve etik

OpenAI, Anthropic ve Google tarafında yayımlanan etik dokümanlarda da bu risk giderek daha fazla konuşuluyor. Özellikle “aşırı güven” problemi teknoloji şirketlerinin en büyük korkularından biri.

Çünkü kullanıcı modelin sınırlarını unutmaya başladığında ciddi sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Örneğin sağlık alanında yanlış AI önerileri doğrudan fiziksel risk yaratabilir. Hukukta yanlış yönlendirme ciddi maddi kayıplara yol açabilir. Finans alanında ise insanlar doğrulanmamış öneriler nedeniyle yatırım hataları yapabilir.

Yani mesele yalnızca “AI doğru mu yanlış mı?” değil. Mesele, insanların AI’ye ne kadar fazla güvenmeye başladığı.

AI ile Teyit Gerçekten Daha Güvenli mi?

Dürüst olmak gerekirse burada tek taraflı bir tablo yok. Çünkü bazı durumlarda AI ile teyit gerçekten faydalı olabiliyor. Örneğin karmaşık tıbbi terimleri sadeleştirmek, farklı görüşleri görmek, hızlı bilgi toplamak veya ikinci bakış açısı edinmek açısından büyük dil modelleri ciddi avantaj sağlıyor. Özellikle sağlık okuryazarlığı düşük kullanıcılar için AI sistemleri bazen doktorun açıklayamadığı şeyi daha anlaşılır biçimde anlatabiliyor.

Fakat problem şu: İnsanlar “yardımcı araç” ile “nihai otorite” arasındaki farkı kaybetmeye başladı. AI sistemleri hata yapabiliyor. Üstelik bu hataları son derece ikna edici biçimde yapabiliyorlar. İşte tehlikeli nokta burada. Çünkü insanlar Google aramasında farklı kaynak gördüğünde şüphe duyuyordu. AI sohbet ekranındaysa tek ve akıcı bir cevap görüyorlar. Bu da psikolojik olarak kesinlik hissi yaratıyor.

Türkiye’de Kullanıcı Davranışı Hızla Değişiyor

Türkiye’de bu dönüşüm düşündüğünden çok daha hızlı ilerliyor. Özellikle genç kullanıcı kitlesi artık klasik arama motoru alışkanlıklarını bırakmaya başladı.

Birçok kişi doğrudan ChatGPT’ye yazıyor:
“Bu ilaç ne işe yarıyor?”
“Bu sözleşme güvenli mi?”
“Bu kod neden hata veriyor?”
“Bu yatırım mantıklı mı?”

Özellikle teknoloji, yazılım ve içerik üretimi alanlarında çalışan insanlar için AI artık günlük iş akışının merkezine yerleşmiş durumda.

Kullanıcı davranışları değişiyor

Türkiye’de dikkat çeken başka bir durum da şu: İnsanlar bazen uzman erişimi zor olduğu için AI’ye yöneliyor. Özel sağlık ücretleri, hukuk danışmanlığı maliyetleri veya eğitim eşitsizlikleri kullanıcıları ücretsiz AI sistemlerine itiyor. Bu yüzden AI ile teyit davranışını yalnızca “güvensizlik” olarak okumak eksik kalır. Bazen mesele erişilebilirlik. Fakat uzun vadede burada ciddi bir kültürel dönüşüm oluşabilir. Çünkü yeni nesil, bilgiye ulaşma refleksini insan uzmanlardan çok algoritmalar üzerinden kuruyor. Bu durum özellikle eğitim sistemini doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.

Uzmanlık Çağı Bitiyor mu, Yoksa Yeniden mi Tanımlanıyor?

Açık konuşmak gerekirse “AI uzmanların yerini alacak” söylemi fazla yüzeysel kalıyor. Şu anda yaşanan şey daha karmaşık. Uzmanlık tamamen yok olmuyor. Daha çok biçim değiştiriyor. Eskiden bilgiye sahip olmak başlı başına değerdi. Şimdi bilgiye herkes erişebiliyor. Bu yüzden gelecekte değerli olacak şey yalnızca bilgi değil; yorumlama becerisi, deneyim, etik sorumluluk ve bağlam kurabilme yeteneği olacak. Yani doktoru değerli yapan yalnızca teşhis koyması değil; karmaşık insan durumlarını okuyabilmesi olacak.

Akademisyeni değerli yapan yalnızca bilgi aktarması değil; düşünce geliştirebilmesi olacak. Yazılımcıyı değerli yapan yalnızca kod yazması değil; sistem mimarisi kurabilmesi olacak. Aslında AI çağında uzmanlık bitmiyor. Sadece “ham bilgi otoritesi” olmaktan çıkıyor. Bence teknoloji dünyasının en kritik psikolojik kırılması da burada yaşanıyor. İnsanlık ilk kez bilgiyi üretmeyen ama bilgi veriyormuş gibi davranan sistemlerle yaşıyor. Bu durum doğal olarak uzmanlık algısını da dönüştürüyor.

İnsanlar Artık Uzmanlara mı Yoksa Modellere mi Güveniyor?

Şu an dünyanın birçok yerinde aynı soru tartışılıyor: İnsanlar gerçekten AI’ye mi güveniyor, yoksa yalnızca hızlı cevap aldığı için mi ona yöneliyor? Gerçek cevap muhtemelen ikisinin ortasında.

İnsanlar artık mutlak otorite fikrine eskisi kadar bağlı değil. Tek bir doktora, tek bir akademisyene ya da tek bir kaynağa sorgusuz güvenme dönemi büyük ölçüde bitti. AI sistemleri bu dönüşümü hızlandırdı. Fakat burada unutulmaması gereken kritik bir gerçek var: Yapay zekanın “ikna edici” olması onun “doğru” olduğu anlamına gelmiyor. Önümüzdeki birkaç yıl boyunca teknoloji dünyasının en büyük savaşı muhtemelen model performansı değil, güven savaşı olacak. Kim daha akıllı model yaptı yarışından çok, “İnsanlar hangi sisteme güvenecek?” sorusu belirleyici hale gelecek. Ve işin ilginç tarafı şu: Belki de geleceğin en değerli uzmanları, AI’ye rağmen güven oluşturabilen insanlar olacak.

uzman meslek grupları

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

AI ile Teyit Yapmak Yanlış mı?

Hayır. Farklı görüş almak çoğu durumda faydalı olabilir. Ancak yapay zeka sistemlerinin hata yapabileceği unutulmamalı. Özellikle sağlık, hukuk ve finans gibi alanlarda AI çıktıları tek başına karar mekanizması olarak kullanılmamalı.

Monash Business School Araştırması Neyi İnceliyor?

Araştırma, insanların uzman görüşlerini ChatGPT gibi AI sistemleriyle doğrulamasının uzmanlar üzerindeki psikolojik etkisini inceliyor. Özellikle güven ilişkisi ve saygı algısı üzerinde duruluyor.

Yapay Zeka Uzmanların Yerini Alacak mı?

Kısa vadede tamamen değil. Ancak uzmanlık biçimini dönüştürüyor. Gelecekte AI kullanabilen uzmanların daha avantajlı olması bekleniyor.

Doktorlar Neden ChatGPT ile Karşılaştırılmaktan Rahatsız Oluyor?

Birçok uzman bunu güvensizlik göstergesi olarak algılıyor. Ayrıca yıllarca edinilen profesyonel deneyimin chatbot cevaplarıyla eşitlenmesi psikolojik rahatsızlık yaratabiliyor.

AI ile Teyit Hangi Alanlarda Yaygınlaşıyor?

Sağlık, hukuk, finans, yazılım geliştirme, akademik araştırma ve eğitim alanlarında AI destekli doğrulama davranışı hızla yaygınlaşıyor.

Yapay Zeka Neden Bazen Yanlış Bilgi Veriyor?

Büyük dil modelleri gerçek anlamda “bilgi bilen” sistemler değil. Olasılık hesaplarıyla çalışan dil tahmin modelleri oldukları için zaman zaman halüsinasyon üretebiliyorlar.

Bir doktora gidip eve döner dönmez ChatGPT’ye aynı soruyu yazan insanların sayısı hızla artıyor. Yeni araştırmalar ise bu davranışın yalnızca “ikinci görüş” alma refleksi olmadığını söylüyor. Özellikle Monash Business School tarafından paylaşılan çalışma, AI ile teyit alışkanlığının insan uzmanlarla kurulan güven ilişkisini ciddi biçimde sarstığını ortaya koyuyor. İşin daha çarpıcı tarafıysa şu: Uzmanlar artık hatalı olmaktan çok, yapay zekayla karşılaştırılmaktan rahatsız oluyor. AI ile Teyit Neden Küresel Bir Tartışmaya Dönüştü? Bundan iki yıl önce bir doktora gidip “Ama ChatGPT başka bir şey söyledi” demek biraz marjinal bir davranış gibi görünüyordu. Şimdi ise özellikle teknolojiye yakın kullanıcılar için bu neredeyse standart refleks haline geldi. İnsanlar yalnızca sağlık alanında değil; hukuk, finans, yazılım, psikoloji, eğitim ve hatta akademik danışmanlık süreçlerinde bile uzman görüşlerini büyük dil modelleriyle karşılaştırıyor. Burada mesele sadece doğruluk aramak değil. İnsanlar artık uzman bilgisini “tek kaynak” olarak kabul etmiyor. Tam da bu yüzden “AI ile teyit” kavramı sessiz sedasız yeni bir kültüre dönüştü. Özellikle ChatGPT, Claude ve Gemini gibi modellerin konuşma diliyle yanıt verebilmesi, insanlarda “Bu sistem gerçekten biliyor” hissi oluşturuyor. Teknik olarak baktığında bu modeller istatistiksel tahmin makineleri olsa bile kullanıcı deneyimi tarafında farklı bir psikolojik etki yaratıyorlar. Çünkü model sana yalnızca cevap vermiyor; özgüvenli konuşuyor, alternatif sunuyor, detaylandırıyor ve seni dinliyormuş hissi yaratıyor. Burada çok kritik bir kırılma yaşandı. Eskiden uzmanlık erişilmesi zor bir şeydi. Şimdi cebindeki telefonda, birkaç saniye içinde onlarca kaynağı sentezleyen bir sistem var. İnsanlar doğal olarak şunu düşünmeye başladı: “Madem elimde böyle bir araç var, neden yalnızca tek bir uzmana güveneyim?” Asıl problem de burada başlıyor. Çünkü uzmanlık yalnızca bilgi üretmekle ilgili değil; aynı zamanda güven ilişkisi kurmakla ilgili. Bir doktorun verdiği teşhis, bir avukatın sunduğu yorum ya da bir akademisyenin değerlendirmesi yalnızca teknik veri değil. Aynı zamanda yılların deneyimi, etik sorumluluk ve profesyonel otoriteyi de temsil ediyor. AI ile teyit davranışıysa bu otoriteyi doğrudan sorguluyor. TechRadar’ın gündeme taşıdığı araştırma tam olarak bu kırılmayı inceliyor. Haberde yer verilen ifadelerden biri özellikle dikkat çekici: Bazı uzmanlar, danışanların ChatGPT doğrulaması yapmasını “yüzüne atılmış bir tokat” gibi hissettiklerini söylüyor. Çünkü burada yalnızca “kontrol etme” davranışı yok; aynı zamanda uzmanlığın yeterliliğini sorgulayan bir mesaj da var. Monash Business School Araştırması Ne Söylüyor? Araştırmanın merkezinde oldukça basit ama etkisi büyük bir soru var: İnsanlar uzman tavsiyelerini yapay zekayla doğruladığında uzmanlar bunu nasıl hissediyor? Monash Business School araştırmacıları özellikle sağlık, hukuk ve danışmanlık gibi güven temelli alanlarda çalışan profesyoneller üzerinde yoğunlaştı. Çalışmanın ortaya koyduğu tablo şaşırtıcı değil ama oldukça sert. İnsan uzmanlar, AI ile teyit davranışını çoğunlukla “güvensizlik göstergesi” olarak algılıyor. Araştırmada dikkat çeken en önemli noktalardan biri şu: Uzmanlar hatalı olabileceklerini kabul ediyorlar. Ancak rahatsız oldukları şey hata ihtimali değil; insanların uzmanlık ilişkisini artık algoritmik onay mekanizmasına dönüştürmesi. Bir doktor düşün. Yıllarca eğitim almış, klinik deneyim edinmiş, yüzlerce vaka görmüş. Hastası ise görüşmeden birkaç dakika sonra ChatGPT’ye semptomları yazıp “Doktorum bunu söyledi, doğru mu?” diye soruyor. Teknik olarak hasta bunu bilinçli tüketici refleksiyle yapıyor olabilir. Fakat uzman tarafında bu durum farklı okunuyor. Çünkü uzman için burada verilen mesaj şu: “Sana tam güvenmiyorum.” Araştırma tam da bu psikolojik kırılmayı inceliyor. Özellikle genç kullanıcıların AI sistemlerini “nötr” ve “önyargısız” görmesi dikkat çekiyor. İnsan uzmanlar ise duygusal, ticari veya kişisel motivasyonlarla hareket edebilecek aktörler gibi algılanıyor. Bu durum, dijital güven kavramını tamamen tersine çevirmeye başladı. Eskiden insanlar teknolojiye şüpheyle yaklaşırdı. Şimdi ise bazı kullanıcılar insan uzmanlardan çok yapay zekaya güveniyor. Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri de şu: AI ile teyit davranışı uzman-hasta ilişkisini yalnızca psikolojik olarak değil, iletişim açısından da bozuyor. Uzmanlar artık kendilerini sürekli savunma ihtiyacı hissediyor. Bu da özellikle sağlık sektöründe daha agresif, daha mesafeli iletişim modellerine yol açabiliyor. Burada çok kritik bir etik soru ortaya çıkıyor: Yapay zeka gerçekten insan uzmanlığını destekleyen yardımcı araç mı, yoksa uzmanlık otoritesini aşındıran yeni bir denetim sistemi mi? “ChatGPT’ye Sormak Tokat Gibi Hissettiriyor” TechRadar’ın haberinde yer verilen ifadelerden biri internetin birçok yerinde viral oldu. Araştırmaya katılan bazı uzmanlar, danışanların ChatGPT ile doğrulama yapmasını “slap in the face” yani “yü

Etiketler:AI ile TeyitDijital Güven ve UzmanlıkYapay Zeka Etiği
Necmiye Tuncer
Necmiye TuncerYazar
@necmiyetuncer

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!