
Post-Truth: Gerçekliğin Yok Oluşu
Gün geçmiyor ki yapay zeka ile yapılanlar bizi şaşırtmasın! Artık bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolay! Bize sağlanan bu kolaylık, yanında doğruluğu da yanında getiriyor mu? İşte tam olarak bu sorunun cevabına yanıt vermeye çalışacağız. Okumaya devam edin!
Post-Truth Nedir?
Post-Truth, ilk kez 1990'larda kullanılan, ancak 2016 yılında hayatımıza tam anlamıyla giren bir kavram. O yıl hem Brexit referandumu hem de Donald Trump'ın başkan seçilmesi, bu terimi manşetlere taşıdı. Oxford Sözlüğü “Yılın Kelimesi” olarak “post-truth”u seçti ve şöyle tanımladı:
“Objektif gerçeklerin, duygulara ve kişisel inançlara hitap eden söylemler karşısında etkisini yitirdiği koşullar.”
Yani bir şeyin doğru olması değil, öyle hissedilmesi artık daha önemli.
Post-Truth Belgeselinin Konusu:
Yapım ve yazım süreçlerinde yurt dışında "Vikki Bardot" ismiyle de bilinen sanatçı Gizem Avcıoğlu'nun da yer aldığı filmin senaryosu yaklaşık 2 yılda tamamlandı. Ayrıca yapay zeka sanatçısı olan Alkan Avcıoğlu tarafından belgeselin tüm görselleri ve müziği oluşturuldu.
Senaryosu Avcıoğlu ile birlikte yazılan film; Godfrey Reggio, Adam Curtis ve Chris Marker gibi önemli yönetmenlerin anlatım tarzlarından esinleniyor. Onlarca yıla yayılan ve birbirine bağlanan olaylar aracılığıyla kurgulanan yapım, çağımızda gerçeklik algısının neden erozyona uğradığını çarpıcı biçimde sorguluyor.
Belgeselde birçok farklı alanda çalışan akademisyenler, dijital medya uzmanları, siyaset bilimciler gibi uzman görüşlere yer veriliyor.
Bu belgeselin asıl amacı izleyiciyi eleştirel düşünmeye teşvik ederek temel mesaj olarak şunu söylemek ister:
"Gördüğün, okuduğun ya da duyduğun her şeye inanma. Gerçekle yalan arasındaki farkı ayırt etmek için düşün, sorgula ve araştır."
Post-Truth Belgeselinin Ana Temaları Nelerdir?
Etkileyici ve oldukça farklı bir konuya sahip olan Post-Truth, bize sosyal medyanın rolünün aslında insanlar üzerinde etkisini net şekilde hissettirerek kişisel olarak oluşturduğu ''keşfet'' adlı altındaki bilgi balonuna hapsetmesi üzerine bilgiler sunmakla kalmayıp aynı zamanda siyasette duygusal yönlere hitap eden kampanyalar ve bilgi yerine "inanç" odaklı söylemler ile yine duygular üzerinden ikna kabiliyetinin gücünü gösteriyor.
Peki bu süreci filmde nasıl göreceğiz?
Belgesel, yeni dönemin tehlikelerine ışık tutuyor. Algı yönetimi, sosyal medya manipülasyonları, siyasal propaganda ve gazeteciliğin dönüşümü gibi pek çok konu uzman görüşleriyle inceleniyor.
Nereden İzlenebilir?
11 Temmuz'da sinemalarda olacak! Filmin fragmanına aşağıdan ulaşabilirsiniz.
Buna benzer filmler hakkında bilgiler öğrenmek ilginizi çektiyse ayrıca ''Mission Impossible Dead Reckoning ve Yapay Zekanın Karanlık Yüzü'' adlı yazımız tam size göre!
Post-Truth çağı, gerçeğin değil algının hüküm sürdüğü bir dönem. Bu çağda hakikati bulmak zor ama imkânsız değil. Sorgulamak, analiz etmek ve duyguların peşinden değil, bilginin izinden gitmek gerekiyor. Bu durumun ciddiyetini ne kadar kısa sürede kavrarsak hayatımızda olan biten şeyleri daha gerçekçi görmeye başlayabiliriz.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Giriş Yap