Yapa zekaya güvenmek!
"Ondan bir iş satın alabilirsiniz; ama bununla kendi güvenliğinizi satın almış olmazsınız."
İyi, Kötü ve Çirkin filminin en epik sahnesinin hep finaldeki üçlü düello olduğu düşünülür. Oysa bize göre en az onun kadar çarpıcı olan sahne, filmin başında Kötü’nün iki ayrı cinayet anlaşmasını yerine getirdiği bölümdür.
(hala izlemeyen kaldı mı bilmiyoruz)
Sergio Leone’nin 1966 yapımı filminde Lee Van Cleef’in canlandırdığı kiralık katil, bir azmettiricinin talimatıyla kurbanının evine gider. Kurban, neden geldiğini anlayınca ona para teklif eder: Kendisini öldürmeye gönderen adamı öldürmesini ister. Kiralık katil teklifi kabul eder; fakat bu, ilk anlaşmadan vazgeçtiği anlamına gelmez. Kurbanını öldürür ve ücretini almak üzere azmettiriciye döner.
Azmettirici memnundur. Verdiği görev tamamlanmış, tehdit ortadan kalkmıştır. Ancak kiralık katil, kurbanından da para aldığını ve karşılığında onu öldürmeyi kabul ettiğini anlatır. Ardından çalışma ilkesini açıklar: “Paramı aldığımda işi mutlaka sonuna kadar götürürüm.” Azmettiriciyi de öldürür.
Azmettiricinin yanılgısı, kiralık katilin becerisine güvenmesi değildir. Kendi adına çalışan birinin, kendi çıkarlarını da koruyacağını varsaymasıdır. Ondan bir iş satın alabilirsiniz; ama bununla kendi güvenliğinizi satın almış olmazsınız.
Yapay zekâyla kurduğumuz ilişkide de bu ayrım önemlidir. Bir sisteme para ödememiz, görev vermemiz ve başarılı sonuçlar almamız, onun bütün çıkarlarımızı gözettiğinin güvencesi değildir. Takvimimizi düzenlemesine duyduğumuz güven, şirket verilerimizi paylaşmasına veya adımıza ödeme yapmasına otomatik olarak taşınamaz.
Buradaki benzerlik kötü niyet değil, hizmet aldığımızda güvende olduğumuzu varsaymamızdır. Yapay zekâya iş devrederken yalnızca ulaşacağı sonucu değil, kullanabileceği yetkiyi ve durması gereken sınırı da belirlemeliyiz. Çünkü bir işi bize teslim etmesiyle bizi güvenle sonuca ulaştırması aynı şey değildir.
(filmi de izlemediyseniz izleyin artık😁)
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap!

