Temmuz ve Ağustos aylarını Birleşik Krallık’ta (İngiltere ve İskoçya) geçirdiğim klinik staj sürecim, mesleki kazanımların ötesinde derin bir kültürel muhasebe yapmama vesile oldu.
Bu süreçte zihnime kazınan iki temel gözlemimi paylaşmak istiyorum:
1. Temel Nezaket ve İnsan Odaklı Yaklaşım Gerek günlük hayatta aldığınız hizmetlerde gerekse staj yaptığım hastanedeki ekip dinamiklerinde hissedilen en belirgin duygu: Değer görmek. Hastanede oryantasyon sürecindeyken "Bunu yapabilirsin", "Alışma sürecinde nasıl destek olabiliriz?" yaklaşımlarıyla karşılaşmak psikolojik güvenliği son derece artıran bir deneyimdi. Günlük yaşamda ise bir vatandaşa veya müşteriye "gerçekten bir insan olduğu hatırlatılarak" yaklaşılması, ülkemizde zamanla aşınan bu nezaket kültürünü ne kadar özlediğimi fark ettirdi.
2. Dayanışma mı, Yoksa Refleks Haline Gelen Karamsarlık mı? Beni asıl düşündüren ve üzen taraf ise yurt dışında karşılaştığım bazı vatandaşlarımızla olan diyaloglardı. Ne zaman pozitif bir gözlemimi veya motivasyonumu paylaşsam, karşılık olarak "Burada hiçbir şey göründüğü kadar kolay değil" cümleleriyle başlayan ve ülkenin olumsuzluklarına odaklanan bir söylemle karşılaştım.
Kendi coğrafyamızın sınırları dışına çıktığımızda dahi birbirimize destek olmak, tecrübeyle yol açmak veya bir başarıyı/umudu büyütmek yerine; genellikle ilk refleksi kötümserlik olan bir dirençle karşılaşıyoruz. Yabancı bir meslektaşın sunduğu yapıcı desteği, bazen kendi insanımızdan görmekte zorlanıyoruz.
Gittiğimiz yer neresi olursa olsun; birlikte gelişebilmenin anahtarı birbirimizi aşağı çeken değil, cesaretlendiren ve nezaketi önceleyen bir kültürü yaşatmaktan geçiyor.
Umarım hem kendi sınırlarımız içinde hem de dünyanın neresinde olursak olalım, birbirine omuz veren bir dayanışma kültürünü yeniden inşa edebiliriz.
1/2
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap!

