Kurgu ve Kod: Frankenstein, Yarattığına Bakmadı
Mary Shelley’nin romanında en çok tartışılan sahne yaratılış sahnesi değil. Hemen sonrası.
Victor Frankenstein aylarca çalışıyor, canlandırıyor, ve yarattığı şey gözlerini açtığı anda odadan kaçıyor. Bakmıyor bile. Geri döndüğünde yaratık gitmiş oluyor.
Sonrasında olan her şey buradan çıkıyor. Yaratık dünyaya tek başına açılıyor, kimse ona bir şey öğretmiyor, kendi başına öğrendikleriyle davranıyor.
Roman “bilim fazla ileri gitti” hikâyesi diye okunuyor genelde. Bence değil. Victor’un hatası yaratmak değil, yarattığı şeyin hayatını takip etmemek.
Bu ayrımı bu ay kendi işimde yaşadım.
Bir yıla yakındır bir yapay zekâ sistemi geliştiriyorum. Çalışıyor, her gün içerik üretiyor, kendi hesabından paylaşıyor. Ben kodu yazıyorum, hataları düzeltiyorum, testleri koşturuyorum.
Bir yıl. Arada her gün sisteme giriyordum, ama geliştirici olarak. Logları okuyordum, çalışıp çalışmadığına bakıyordum. “İşime yarıyor mu” sorusunu hiç sormamıştım.
Victor kadar dramatik değil tabii, kimse kaçmadı. Ama mekanizma benziyor: yaratma kısmı heyecanlı, yaşatma kısmı sıkıcı. Biri bittiğinde diğerine geçmek zorunda kalıyorsun ve çoğu kişi geçmiyor.
Romanın beni asıl rahatsız eden tarafı şu: yaratık kötü doğmuyor. Yalnız bırakıldığı için öyle oluyor. Sorumluluğun nerede bittiği sorusu, bu yüzden hala cevaplanmış değil.
Yapay zekâ sistemleri için de aynı soru duruyor. Sistemi yazan kişi, o sistemin ürettiği her şeyden sorumlu mu? Ben kendi adıma evet diyorum, ama bu cevabı verince iş bitmiyor, başlıyor. Sorumlu olmak takip etmeyi gerektiriyor.
Uygulanabilir kısmı: kurduğun bir sistemi, kendi kullanıcın gibi kullandığın en son ne zamandı? Takvimine haftada bir yarım saat koy, geliştirici olarak değil kullanıcı olarak gir. Gördüklerini not et.
Victor bunu yapsaydı roman çok kısa olurdu.
#Aitwin #Dijitalikiz #TezcanErşayan
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap!

