GTA 6'yı biraz önce Netflix üzerinden izledim. Tanıtımı izlerken ilk dikkatimi çeken şey grafikler ve düşük FPS oldu.
Açıkçası PlayStation 5'in donanım sınırları kendini fazlasıyla belli ediyor. FPS düşük, görüntü bazı sahnelerde bulanık ve özellikle uzaktan bakıldığında grafik kalitesi bana yer yer GTA 5'in geliştirilmiş bir versiyonuymuş gibi geldi. Bir ara şunu söyledim: “Bu mu 16 yıldır geliştirilen oyun?”
Ama sonradan aklıma PlayStation 5 ile oynanış çekildiğini düşününce, birkaç dakika sonra grafiklere bakmayı bıraktım.
Çünkü oyunun dünyası dikkatimi çekmeye başladı.
Caddelerdeki yoğun trafik, kaldırımlarda yürüyen insanların kalabalığı, birbirinden farklı NPC davranışları ve en önemlisi de her an ne olacağını bilememe hissi…
İşte GTA 6 burada gerçekten başka bir yere gidiyor gibi.
Bir sokağa giriyorsun; trafik akıyor, insanlar kendi hayatını yaşıyor, çevrede onlarca farklı olay gerçekleşiyor. Oyuncuya “şimdi şu olacak” diye bağırmak yerine, dünyanın kendi kendine yaşadığı hissini vermeye çalışıyor.
Ve karakterler...
Daha oyunu oynamadan Jason ve Lucia'ya şimdiden ısındığımı fark ettim.
Aralarındaki ilişki, karakterlerin birbirlerine karşı tavırları ve hikâyenin tonu bence GTA 6'nın en güçlü taraflarından biri olacak.
Haritaya zaten hiç girmiyorum.
Vice City'nin ötesine yayılan o devasa dünya, şehirden kırsala geçişler, farklı bölgeler ve sürekli hareket halinde olan çevre...
Bütün bunlar birleşince şunu düşündüm. GTA 6 belki de grafik teknolojisini sonuna kadar zorlayan bir oyun değil.
Ama oyuncuya yaşayan bir dünya sunma konusunda Rockstar yine çıtayı yukarı çekmiş gibi.
Ve açıkçası beni en çok heyecanlandıran şey grafikler değil.
Bir sokağa girip, o sokağın başıma ne çıkaracağını önceden bilememek.
PC versiyonunda bu oyunun gerçekten nereye gideceğini görmek için sabırsızlanıyorum.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap!

