Sanal gerçeklik, başka birinin bedenine girip dünyayı onun gözünden görmeyi mümkün kılıyor. Sezgi, bunun empatiyi artırıp önyargıyı azaltacağı yönünde. Ama yeni bir çalışma her zaman böyle olmadığını gösteriyor. Helsinki Üniversitesi'nden Matilde Tassinari, Psychology Today'deki yazısında sanal gerçeklikte perspektif almayı ele alıyor. Perspektif alma, klasik deneylerde bir başkasının bakış açısını hayal etmektir; sanal gerçeklikte ise bu, doğrudan duyusal bir deneyime dönüşür. Kimi deneylerde katılımcı, dünyayı ayrımcılığa uğrayan biri gibi onun gözünden görür; kimilerinde ise sanal beden kişinin hareketleriyle eşleştiği için giderek kendi bedeni gibi hissedilir. Bu deneyimler tutumları değiştirebiliyor, ama her zaman istenen yönde değil. Önyargıyı çözmesi beklenen kimi sanal deneyimler tersine dönüp azaltmayı amaçladıkları önyargıyı pekiştirebiliyor. Yazıya göre bu etki başka gruplara da yayılabiliyor, yani bir gruba yönelik tutum diğerlerine de taşınabiliyor (ikincil aktarım etkisi). Bu yüzden asıl mesele, bu deneyimlerin ne zaman ve kimde geri teptiğini anlamak. Başkasının yerine geçmeyi sağlayan bir teknoloji, empatiyi ne zaman büyütür, ne zaman var olan önyargıyı derinleştirir? Kaynak: Matilde Tassinari, VRtual Societies, Psychology Today (görüş, 12 Ağustos 2026), https://www.psychologytoday.com/us/blog/vrtual-societies