
Yapay Zeka ile Film Yapımı Tartışılıyor: Asphalt Guerrilla
Yapay zeka ile film yapımı artık yalnızca teknoloji şirketlerinin tanıttığı deneysel videolardan ibaret değil. Yapay zeka üretimi görüntüler, festival filmlerinin anlatı dünyasına da girmeye başladı. Bunun son örneklerinden biri, Portekizli yönetmen Edgar Pêra’nın Asphalt Guerrilla filmi.
Orijinal adı Guerrilha no Asfalto olan 77 dakikalık film, 10 Ağustos 2026’da 79. Locarno Film Festivali’nde dünya prömiyerini yaptı ve festivalin yarışma dışı bölümünde gösterildi. Film, Portekiz’de 1970’lerin Karanfil Devrimi sonrasında ortaya çıkan siyasi atmosferi, şehir gerillası örgütü FP-25’i ve yönetmenin kendi sinema üretme mücadelesini aynı hikâyenin içine yerleştiriyor.

Fakat Asphalt Guerrilla’yı teknoloji dünyasının radarına sokan asıl detay hikâyenin kendisinden biraz farklı. Pêra, filmde yapay zeka tarafından oluşturulan görüntüler kullanıyor ve bunu yalnızca prodüksiyonu hızlandırmak için yapılmış teknik bir tercih olarak görmüyor. Tam tersine, yapay zekanın gerçek ile kurgu arasındaki sınırı nasıl bulanıklaştırdığını filmin anlatısının bir parçası haline getiriyor.
Asphalt Guerrilla Ne Anlatıyor?
Asphalt Guerrilla, Manuel Ricardo de Sousa’nın aynı adlı kitabından hareket ediyor. Hikâyenin merkezinde 1980’lerin başında radikal bir siyasi örgüte dahil olan genç bir öğrenci bulunuyor. Film, bu karakterin örgütle ilişkisini, banka soygunuyla bağlantılı şiddet olaylarını ve sonunda halk tarafından linç edilmesini anlatırken, bir yandan da bu hikâyenin yıllar boyunca nasıl filme dönüştürülmeye çalışıldığını gösteriyor. Buradaki ikinci katman filmi sıradan bir politik dramadan çıkarıyor.
Edgar Pêra aslında yalnızca Portekiz’in yakın tarihindeki siyasi gerilimi anlatmıyor. Aynı zamanda kendi sinema anlayışını da hikâyenin içine sokuyor. Yönetmenin uzun yıllardır savunduğu bağımsız, deneysel ve punk estetik, filmdeki “gerilla” fikrini siyasi anlamından çıkarıp sinema üretimine de taşıyor.

Bando à Parte’nin film tanımında da bu yaklaşım açıkça görülüyor. Yapım, bir yandan 1980’lerin başındaki radikal örgütlenmeyi takip ederken diğer yandan yönetmenin sistemin dışında, “gerilla” yöntemlerle film yapma çabasını izliyor. Yani filmdeki gerilla kavramı yalnızca silahlı örgütlenmeye işaret etmiyor. Pêra için kamera da sisteme karşı kullanılabilecek bir araç. Bu ayrıntı, yapay zeka meselesini de daha ilginç hale getiriyor.
Yapay Zeka Filmde Nasıl Kullanılıyor?
Asphalt Guerrilla, tamamen yapay zeka tarafından üretilmiş bir film değil. Bu ayrımı yapmak önemli. Film; gerçek arşiv görüntülerini, kurmaca sahneleri, yönetmenin kişisel geçmişini, belgesel estetiğini ve yapay zeka ile oluşturulan görüntüleri aynı yapı içinde kullanıyor. Dolayısıyla burada “AI film yapımı” derken tek tuşla bütün filmin oluşturulduğu bir sistemden söz etmiyoruz.
Pêra’nın yaklaşımı daha ilginç: Yapay zekayı filmin anlatmak istediği probleme dahil ediyor. Yönetmen, yapay zeka üretimi görüntülerde mümkün olduğunca bunların AI tarafından oluşturulduğunu belli eden ipuçları bırakmaya çalıştığını söylüyor. Ancak bazı sahnelerde teknolojinin tehlikesini göstermek için yapay zekânın kendisi kadar agresif davranması gerektiğini de belirtiyor. Özellikle haberlerin ve görüntülerin yapay yollarla üretilebildiği bir dünyada, gerçek ile sahte arasındaki sınırın ne kadar kolay kaybolabileceğini sorguluyor.
Çünkü yapay zekayı sadece “çok güzel görüntüler üreten yeni bir kamera” gibi ele almıyor. AI’ın görüntüyü nasıl şekillendirdiğini, hangi klişelere geri döndüğünü ve izleyicinin gerçeklik algısını nasıl değiştirebildiğini filmin kendisine taşıyor. Bu, teknoloji meraklısı bir izleyici için çok daha ilginç bir tartışma. Çünkü artık soru “AI ile film yapılabilir mi?” olmaktan çıkıyor. Bunun yerine “AI ile oluşturulan görüntü bize ne kadar gerçek görünüyor ve neden?” sorusuna dönüşüyor.
Edgar Pêra Yapay Zekaya Tamamen Güveniyor mu?
Edgar Pêra’nın açıklamalarına bakıldığında cevap oldukça net: Hayır.
Yönetmen yapay zekaya karşı mesafeli olduğunu gizlemiyor. Hatta teknolojinin bazı özelliklerinden ciddi biçimde rahatsız olduğunu açıkça ifade ediyor. Ona göre yapay zekanın en problemli taraflarından biri, yaratıcılığın kendisini de otomatikleştirmeye başlaması.
Örneğin kullanıcıların AI sistemlerinden yalnızca görsel üretmesini değil, yaratıcı fikir ve prompt üretmesini istemesi Pêra’nın eleştirdiği noktalardan biri. Yönetmen bu yüzden hazır algoritmaların yönlendirdiği estetikten mümkün olduğunca uzaklaşmaya ve kendi promptlarını, kendi üretim mantığını oluşturmaya çalıştığını anlatıyor. Bu yaklaşım aslında yapay zeka ile üretim yapan herkes için önemli bir probleme dokunuyor.
Bir modeli açıp “sinematik, karanlık, auteur film karesi” yazdığınızda ortaya çıkan görüntünün ne kadarı gerçekten size ait? Modelin eğitim verilerinden, daha önce gördüğü filmlerden ve internet üzerindeki görsel kalıplardan ne kadar etkileniyor? Pêra’nın ilgilendiği meselelerden biri de tam olarak bu.
İtalyan sinema yayını Pointblank’in film üzerine değerlendirmesinde de benzer bir noktaya dikkat çekiliyor. Pêra’nın AI yaklaşımında modellerin tekrar eden görsel kalıpları, belirli estetik klişeleri ve özellikle “yönetmen filmi” dendiğinde ortaya çıkan standart görsel dünyaları sorguladığı belirtiliyor.
Yapay Zeka ile Film Yapımı Neden Bu Kadar Tartışmalı?
Sinema sektöründeki tartışmanın yalnızca “AI güzel görüntü üretiyor mu?” seviyesinde kalmadığını artık görmek gerekiyor.
Yapay zeka film yapımının senaryo, storyboard, görsel geliştirme, VFX, animasyon, ses ve post-prodüksiyon gibi pek çok aşamasına girebiliyor. Bu durum küçük ekipler için ciddi bir avantaj yaratıyor. Daha önce büyük bütçe gerektiren bazı görsel fikirler, artık çok daha düşük maliyetlerle test edilebiliyor.

Fakat maliyetin düşmesi tek başına sinemanın demokratikleşmesi anlamına gelmiyor. Çünkü sinemada mesele yalnızca görüntüyü üretmek değil. Bir oyuncunun performansı, kameranın fiziksel olarak mekânda bulunması, ışığın sette yarattığı beklenmedik değişimler, yönetmenin oyuncuyla kurduğu ilişki ve çekim sırasında ortaya çıkan hatalar da filmin estetiğini oluşturuyor.
AI ise çoğu zaman tam tersine çalışıyor: Elindeki verilerden bir olasılık alanı çıkarıyor ve istenen görüntüyü bu alan içinde yeniden kuruyor. Bir yapay zeka modeli teknik olarak kusursuz bir sahne üretebilir.
Yapay Zeka Sinemada Yönetmenin Yerini Alabilir mi?
Şimdilik Asphalt Guerrilla üzerinden böyle bir sonuca varmak mümkün değil.
Zaten film de “yönetmen artık gereksiz” fikrini desteklemiyor. Tam tersine, Pêra’nın yaklaşımı yönetmenin önemini daha görünür hale getiriyor. Çünkü yapay zekâdan alınan görüntülerin nasıl kullanılacağına, nerede gösterileceğine, hangi görüntünün özellikle ham bırakılacağına ve gerçek görüntülerle nasıl yan yana getirileceğine yine yönetmen karar veriyor.
Yapay zeka görüntüyü üretebilir ama görüntünün film içindeki anlamını otomatik olarak belirleyemez. Bir banka soygununu gösteren yapay zeka üretimi görüntü tek başına yalnızca bir görüntüdür. Onu gerçek bir arşiv görüntüsünün yanına koyduğunuzda başka bir anlam kazanır. Yönetmenin kendi geçmişinden bir kayıtla birleştirdiğinizde başka bir anlam çıkar. İzleyiciye “bu görüntü gerçek mi?” sorusunu sordurduğunuzda ise görüntünün kendisi anlatının bir parçasına dönüşür.
Pêra’nın yaptığı şey tam olarak bu katmanlarla oynamak. Bu yüzden Asphalt Guerrilla’yı “AI ile yapılmış film” şeklinde etiketlemek biraz eksik kalıyor. Daha doğru ifade, yapay zekayı sinemanın gerçeklik problemi üzerine çalışan bir araç olarak kullanan film olabilir.

Sinemanın Geleceği Tamamen Yapay Zeka mı Olacak?
Büyük ihtimalle hayır. Ama sinema üretiminde yapay zekanın kalıcı bir yere sahip olacağı artık çok daha açık. Bunun işaretlerini yalnızca Asphalt Guerrilla göstermiyor. 2026’da Tribeca Film Festivali’nde tamamen AI üretimi Dreams of Violets filminin gösterilmesi de aynı tartışmayı başka bir noktaya taşıdı. Orada AI, yardımcı bir prodüksiyon aracı olmaktan çıkıp filmin görsel üretimindeki temel mekanizmaya dönüşüyordu. Asphalt Guerrilla ise farklı bir yol seçiyor.
Burada yapay zeka filmin tamamını ele geçirmiyor. Gerçek görüntülerle, arşivle, oyuncularla ve yönetmenin kişisel sinema geçmişiyle aynı masaya oturuyor. Bir yönetmen yalnızca storyboard hazırlarken AI kullanabilir. Başka biri arka planları üretebilir. Bir başkası fiziksel olarak çekilmesi mümkün olmayan bir sahneyi AI ile tasarlayıp daha sonra gerçek set üzerinde yeniden yaratabilir. Asıl mesele aracın kullanılıp kullanılmaması değil, yönetmenin o araç üzerindeki kontrolü.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Giriş Yap